Okula Başlama, Okul Uyumu

Okula başlamak için en uygun yaş nedir? Anaokulu ve ilkokul olarak ayrı ayrı belirtebilir misiniz?

Tüm aileler çocuğunun iyi bir okula gitmesi ve nitelikli bir eğitim alması için çabalıyor. Çoğu zaman ailelerin yüzleştiği ilk soru, çocuğunun okula hazır olup olmadığı oluyor. Okula sağlıklı bir başlangıç için çocuğun fiziksel, zihinsel, nörolojik ve ruhsal açıdan uygun olması gerekir. Sadece biyolojik yaşının uygun olması, okula başlama için yeterli değildir. Ancak, okula uygunluk kararı verirken bir çerçeve çizmek adına genel kabul görmüş bazı yaş aralıkları vermek durumundayız. Bu yaş ve yaş aralıklarına ek olarak okulun fiziki şartları, uygulanan eğitim öğretim modeli, öğretmenin ve ailenin çocuğa yaklaşım tarzı, çocuğun bireysel özellikleri gibi bir çok etkeni de göz önünde bulundurmalıyız.

Çocukların evden ve ailesinden okul zamanı süresince ayrı kalmayı başarabildiği 3- 3.5 yaşında okul öncesi eğitime başlaması uygundur. Annenin çalışması ya da bakıcı teminiyle ilgili güçlüklerin olması durumunda bile 2.5 yaşına kadar evde bakım yapılması gerekir. Özellikle sosyoekonomik durumu iyi olmayan, bakıcısı ile etkin vakit geçiremeyen, ev içi uyaranların yetersiz olduğu, yaşıtları ile yeterince vakit geçirme şansı olmayan, eğitim desteği gerekli çocuklar için istisnai olarak erken dönemde okul öncesi eğitim önerilebilir. Çocukların ilkokula başlaması için yaşı en az 72 ay olması gerekir. Bu genel kabulün dışında kalan, yaşı küçük olsa bile okula uyumda sorun yaşamayan çocuklar olsa da, sayısı azdır.

Aileler çocuklarının okula hazır olup olmadığını nasıl anlayabilir?

Aileler çocuklarının okula uygun olup olmadığı hakkında çocuğun zihinsel, sosyal-duygusal ve öz bakım becerilerine bakarak fikir sahibi olabilir. İlkokul için;

  • Aile üyelerinin ismini sayabiliyorsa,
  • Temel kavramları (benzerlik-farklılık, uzunluk-kısalık, az-çok vb.) biliyorsa,
  • İnce motor becerileri (kağıdı ikiye katlama, üçgen-kare çizme vb.) gelişmişse,
  • Ana renkleri tanıyorsa,
  • Kendi duygularını (kızgınlık, mutluluk, sevgi vb.) ifade edebiliyorsa,
  • Oyun kurallarını anlayabiliyor ve uygulayabiliyorsa,
  • Arkadaşlık ilişkisi başlatıyor ve sürdürebiliyorsa,
  • Dürtülerini kontrol etme ve bekleyebilme becerisi gelişmişse,
  • Tuvaletini yalnız başına yapabiliyorsa,
  • Üzerini ıslatmadan elini yüzünü yıkayabiliyorsa,
  • Tek başına yemeğini yiyebiliyorsa,
  • Tek başına giyinip, soyunabiliyorsa,
  • Okul eşyalarına sahip çıkabiliyorsa okula hazırdır diyebiliriz.

Anaokulu eğitimine başlamak için;

  • Düğmesiz elbiselerini kendisi giyip çıkarabiliyorsa,
  • Tuvalet eğitimini büyük ölçüde kazandı ise (ara sıra kazalar olabilir),
  • Büyük ölçüde kendi kendine yemeğini yiyebiliyorsa,
  • İsteklerini, ihtiyaçlarını, hissettiklerini ifade etmeye başlamışsa,
  • Basit yönergeleri dinliyor, anlıyor ve uygulayabiliyorsa,
  • Evden/aileden okul saati süresince ayrı kalabiliyorsa,
  • Diğer çocuklarla oyun oynamaya ilgi duyuyor ise,
  • Kısa bir sürede olsa (5-10 dk.) dikkatini etkinlik ve faaliyetlere verebiliyorsa uygundur.

Çocuğun okula uygun olup olmadığı konusunda emin olunamadığı durumlarda ailelerin okulun rehberlik bölümü ya da çocuk psikiyatri uzmanı ile iletişime geçmesi uygun olur.

Çocuk okula gitmek istemiyorsa nasıl davranılmalı ve okula gitmesi konusunda nasıl teşvik edilmeli?

İlk kez okula giden çocuklar için evden ayrılmak, aileden ayrılmak, yeni bir ortama ve yeni kişilere alışmak zor olabilir. Aileler çocuğu okula vermeye karar verdiğinde, okulla ilgili anılar anlatarak, okul ile ilgili oyunlar oynayarak, okul alışverişini çocukla yaparak, okulla ilgili olumlu düşüncelerini paylaşarak ön hazırlık yapabilir. Okula kayıt öncesinde, okul ve öğretmen ziyareti, okulda oyun saatlerine katılma, çocuğun okulla ilgili düşüncelerini ifade etmesine teşvik etme okula uyumu arttıracaktır. Anne ve babalar çocuğa evde korumacı davranma, sorumluluk vermeme, disiplin uygulamama, aşırı cezalandırma gibi hatalı ailesel tutumlarla yaklaşabiliyor. Bu yaklaşım hataları dışında ebeveynler çocuktan ayrılma ile ilgili kaygı, okula gönderme konusunda fikir ayrılığı ve okul-okul çevresi ile ilgili endişe yaşayabiliyor.

Ebeveynlerin kaygıları ve hatalı yaklaşımlar da okul uyumunu olumsuz etkileyebildiği için, okula başlamadan önce aileye de danışmanlık verilebilir.

 Anaokuluna başlama döneminde okulda kalma süresi çocuğun bireysel özellikleri göz önüne alınarak kademeli olarak arttırılabilir. İlk önce zihinsel çaba ve dikkat gerektiren faaliyetler yerine oyun saatlerine katılım uyumu kolaylaştırabilir.

Tüm ön hazırlıklara rağmen aileden ayrılamayan, okula uyum sağlayamadığı için okul reddi yaşayan çocuklar olabiliyor. Okula uyum sorunu ile karşılaşıldığında ilk akla gelen çözüm çocuğu tamamen okuldan almak ya da okula ara vermek olabiliyor. Bu yaklaşım sorunu çözmek yerine, uyum sorununun ileri yaşlara ertelenmesine hatta sorunun şiddetlenmesine sebeb olabilir. Anne ve babalar, çocukları uyum sorunu yaşadığında rehberlik servisi ve sınıf öğretmeni ile iletişime geçmeli, telaşa kapılmadan gerekli girişimlerde bulunmalıdır. Aile ve okul çalışanları, çocuğu okula devam etmesi konusunda cesaretlendirmeli, teşvik etmeli, desteklerini hissettirmeli ve olası sebepleri anlamaya çalışmalıdır.

Çocuğu tehdit etme, korkutma, cezalandırma, başkası ile karşılaştırma, kandırma ve utandırma girişiminde bulunulmamalıdır. Çoğu zaman bu yaklaşımın tutarlı bir şekilde devam ettirilmesi uyum sorununu çoğunlukla ortadan kaldırmaktadır. Uyum sorunu çözülemez ise, çocuğun ruh sağlığının ve okul başarısının olumsuz etkilenmesine fırsat vermeden profesyonel ruh sağlığı çalışanlarından yardım alınmalıdır.

Okula hazır olmadan başlayan çocuklarda olumsuz davranışlar ortaya çıkıyor mu?

Çocuğun yaşı ne kadar küçükse ayrılma kaygısı, okul fobisi gibi uyumu bozan durumlarla karşılaşma riski o kadar fazla olacaktır. Okula hazır olmadan başlayan çocuk, akademik, sosyal-duygusal ve öz bakım alanlarında olumsuz deneyimler yaşayabilir. Dürtü kontrolü tam olarak gelişmediği için sınıf uyumunu bozacak davranışlarda bulunabilir, davranış bozukluğu olduğu yönünde etiketlenebilir. Zihinsel gelişimi verilen eğitim ve öğretim düzeyine uygun olmadığı için öğrenmede güçlük yaşayabilir, ders başarısı düşük olabilir, zeka, dikkat ve öğrenme bozukluğu gibi yanlış tanılama ve girişimlere maruz kalabilir. Bu yaşantılar sonucunda kendini yetersiz hissederek içine kapanabilir, girişkenliği azalabilir, yetersizlik duygusu ile mutsuz olabilir. Hayatının erken döneminde başarısız, yetersiz ve uyumsuz gibi etiketlemelere maruz kalan çocuklar okuldan soğuyacak, akademik, sosyal-duygusal ve ruhsal açıdan zedelenecektir.

Okul Öncesi Eğitimin İlkokula Uyum Açısından Önemi

Okul öncesi eğitimin çocukların öz-güven kazanmasına, sosyal ilişki kurma becerisinde artmaya, bağımsız davranabilmesine ve toplumsal kuralları öğrenmesine katkıda bulunur. Çocukların okul sistemine alışmasına, hatalı tutumların değiştirilmesine, motor becerilerinin geliştirilmesine, dürtü ve dikkat yönetiminin öğrenilmesine yardımcı olur. Günümüz şartlarında, aileler ne kadar ilgili ve bilgili olursa olsun, okul öncesi eğitimin kazanımlarını evde çocuğa sağlayamayabiliyor. Bu yüzden anaokuluna giden çocukların ilkokula uyum sağlaması gitmeyenlere göre daha kolay olmaktadır.

Okula geç başlamak dezavantaj mı? Bu konuda ailelere önerileriniz nedir?

Okula başlama ya da erteleme kararı verilirken çocuğun karşılaşacağı olası güçlükler ve elde edeceği kazanımlar birlikte değerlendirilmelidir. Çocuk ve aile okul öncesi ve ilkokula başlangıç için hazır değilse, okul rehberlik servisinin ya da çocuk ruh sağlığı uzmanının tavsiyesi ile okula başlama zamanı ertelenebilir. Erken, hazır olmadan okula başlamanın olası zararları göz önüne alındığında, ailelerin çocuklarını endişe yaşamadan okula geç başlatması doğru karar olacaktır.

No Comments

Post A Comment