• LinkedIn

Selective Mutism/Seçici Konuşmamazlık

Seçici Konuşmamazlık, bir tür “çocukluk kaygı bozukluğu” durumudur. Çocuğun başka durumlarda, ortamlarda konuşuyor olmasına rağmen bazı durumlarda konuşmaması ile kendini gösteren psikolojik bir durumdur. Konuşma yetisine sahip olan çocuk, bu yetiyi kendine yabancı ortamlarda sergilemekten kaçınır. Susar ve çevresiyle iletişim kurmak için jest, mimik ve işaret kullanır.

Selektif Mutizm dediğimiz Seçici Konuşmazlık, çocuğun veya ergenin kendini güvende hissettiği yakın çevresinde, ev ortamında kendini göstermez. Genellikle eve çocuğun tanımadığı veya sık karşılaşmadığı kişiler geldiğinde mutizm belirtileri gözlenmeye başlar. Utangaçlık, çekingenlik, tutukluk, durgunluk gözlemleyebileceğiniz belirtilerdendir.

Nedenleri; sosyal korkular (fobiler), depresyon, yüksek kaygı, anne-babadan ayrılma korkusu, çeşitli çevresel faktörler olabilir. Genetik bir durum söz konusu olmadığı için gerekli uzman desteğiyle birlikte çözüme ulaştırılabilecek bir psikolojik süreçtir.

Çocuk veya ergen, konuştuğu kişileri ya da ortamları bilinçsizce seçer. Kendisini anlayabilen, dinleyebilen, kaygılarını azaltabilen, konuşması için baskı yapmayan, suskunluk temalı konularda öğüt vermeye çalışmayan, onun ilgi alanlarını fark edebilen, isteklerine saygı duyan, engellemeyen, içsel süreçlerini keşfedebilen, problemlerini analiz edebilen ve çözüme kavuşturabilen, özgüvenini ve kendilik algısını destekleyebilen, içinde bulunduğu sosyal ve duygusal gelişimine özgü ihtiyaçlarını karşılayabilen kişilerin varlığına gereksinim duyar.

Okul çağındaki çocuklarda Seçici Konuşmazlık, daha sıklıkla karşımıza çıkabilmektedir. Çocuk kimseyle konuşmaz, aktivitelere katılmaz, kafasını öne eğer, inatla bir köşede oturur bekler, mutsuz ve sıkılgan duygular barındırır, isteksiz ve içekapanık bir tutum sergiler.

Seçici Konuşmamazlık, genellikle okul çağında öğretmenler ve ebeveynler tarafından fark edilmeye başlanır. Fark edildiğinde ya da şüphelenildiğinde, en kısa zamanda bir uzmandan yardım alınmalıdır. Zamanında müdahale edilmediğinde bu durum çocuğun gerek eğitim hayatını gerekse sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkiler.

Tedaviye başlama ne kadar gecikirse olumlu sonuç alabilme şansı o derece azalır. Ne de olsa belli bir yaşa kadar sosyal ortamda hiç konuşmamış bir çocuğun ya da gencin bu davranışı iyice yerleşmiş olur. Seçici Konuşmamazlık sorununa sahip olan çocuklar tedavi edilmedikleri takdirde yetişkinlik çağına kadar sosyal gelişimleri ciddi şekilde zarar görmüş, akademik olarak başarısız, özgüven problemleri olan, sosyal olarak izole ve içe kapanık devam edip; yetişkinlikte sosyal ve mesleki bakımdan yetersiz, kaygı bozukluğu veya depresyona yatkınlığı olan kişiler haline gelmeleri muhtemeldir. Bu nedenle anne babaların çocuklarında bir veya bir kaç ortamda konuşmama durumu fark ettiklerinde zaman kaybetmeden mutlaka Seçici Konuşmamazlık konusunda tecrübeli bir uzmana başvurup tedavi sürecine başlamalıdırlar.

ÖNERİLER

  • Çocuğunuzun suskunluğunu ciddiye alın; bu suskunluğu utangaçlık, çekingenlik vs. şeklinde etiketlemekten vazgeçin. Suskunluk çocuğunuzun içsel süreçlerindeki duyguları ve düşünceleri bir dışa vurma şeklidir. Bunun altında yatan sebepleri anlayabilmek için bir profesyonelden yardım alın. Çocuğunuza motivasyonunu arttırıcı bir uzman desteği sağlayın.
  • Çocuğu konuşmaya zorlamayın, bu durum üzerindeki baskıyı artıracağı için onu daha fazla suskunluğa yöneltir. Ne zaman, nerede, kimlerle konuşacağına yalnız kendisi karar verir.
  • Çocuğunuzla konuşacağınız konular “suskunluk” temalı olmamalı; onun ilgi alanlarına hitap eden konular olmalıdır ve böylece çocuğun hoşuna giden, eğlendiren, kaygısını azaltan, içsel gerilimlerini minimuma indirgeyen bir ortam yaratılmalıdır.
  • Çocuğunuzun güçlü yanlarını tanıyın ve onları destekleyerek gelişmesini sağlayın.
  • Çocuğunuzla beraber oyun oynayın, ona canlandırdığı rolü seçme fırsatı tanıyın. Bu roller, konuşmanın zorunlu olmadığı roller olmalıdır. Oyunlara örnek olarak bez bebek oyunları, gölge oyunları, ritimli müzikli oyunlar,  alkış, kış ve gece, otur kalk gibi oyunlar tavsiye edilebilir.

Bu çalışmalar ara verilmeden ve pes etmeden devam ettirilmelidir. Sürecin yavaş ve uzun seyredebileceği unutulmamalıdır. Uzman desteğiyle birlikte devam eden bu süreçte çocuğun sözlü iletişimi, kaygının azaltılması ve kendilik algısı ile özgüvenin yükseltilmesi sayesinde gelişecektir.

Seçici Konuşmamazlık, bir kaygı bozukluğu olarak düşünüldüğü sebebiyle tedavinin hedefleri de öncelikle kaygıyı azaltmak, özgüven ve benlik saygısını yükseltmek ve sosyal durumlarda rahatlamayı sağlamaya çalışmaktır. Tedavi aile terapisi, çocuğun davranışlarının iyi okunduğu bir oyun terapisi, bilişsel davranışçı yöntemler ve ek olarak belki ilaç tedavisinin birlikte harmanlandığı bir süreci içermelidir. Bu konuda tecrübeli uzman bir terapist eşliğinde, aile ve okul işbirliği içinde çalışarak sorunun üstesinden gelmeye çalışmalıdırlar.