• LinkedIn
Browsing "Makaleler"

Disleksi Eğitimi

Haz 4, 2018   //   by SONNUR KÜKÜRT   //   Makaleler  //  No Comments

Herhangi bir nörolojik sorun olmadığı halde, orta ya da yüksek zihinsel kapasitesine rağmen, kişinin okuma, yazma ve matematik alanlarında zorlanması, öğrenme bozukluğunun işareti olabilir.

Özel bir Matematik Sorunu: DİSKALKULİ

Diskalkuli; Öğrenme bozukluğu adı altındaki geniş spektrumun bir parçasıdır. Bu sorunda çocuğun zeka kapasitesi normal ya da normalin üstünde olduğu halde matematik alanında güçlük yaşamasıdır. Problemde hangi işlemi yapacağına karar veremezler, soruyu başkası okuduğunda daha iyi anlar ve problemi zihinden çözmeyi yeğlerler. Dört işlemi yaparken yavaştır, parmaklarını sayarlar, eldeleri unuturlar, sayıları dağınık yazarlar, basamakları alt alta getiremezler, sonucu yanlış ya da ters yazarlar, sağlamasını karıştırırlar.

Sayılardan 6 yı 9, 7yi 4, 3ü E gibi algılayabilir, rakamları, aşağıdan yukarıya, sıfırları saat yönüne doğru çizebilirler. Sayı uzaklık, miktar, şekil, boyut zaman ve para gibi kavramları algılamakta güçlük çekebilirler. Saati ve çarpım tablosunu öğrenmekte zorlanırlar, tarih, plaka, adres ve telefon numaraları gibi bilgileri hatırlamayabilirler. Ayrıca geometri ve kesirli işlemlerde de performanslarının düşük olduğu söylenebilir.

Özel bir Yazı yazma Sorunu: DİSGRAFİ

Disgrafisi olan çocuk kelimelerin şifresini çözmekte problem yaşar. Motor beceri, görsel ve işitsel algı sorunları nedeniyle duyduğu kelimeleri yazarken harfleri yanlış, eksik ya da ters yazma gibi sorunlarla başa çıkmaya çalışır.

Sıklıkla b-d, b-p, m-n, z-s, d-t, f-v, ğ-g ve noktalı harfleri birbiri ile karıştırabilir. Sayıları ters veya dönmüş olarak (3-E, 6-9, 4-7, 2-5, 10-01 gibi) algılayıp yazabilir. Kalem uygun pozisyonda tutamadığı gibi kalem kontrolü de zayıftır. Yazıları dağınık ve okunaksızdır, defterleri düzensizdir. Bazı harf ve heceleri ya atlar ya da ekler. Hece ya da sözcüğü ters yazar. İmla kuralları ve noktalama işaretlerine uymaz. Yazılı sınavlarda başarı düzeyleri düşüktür. Yaşıtlarına oranla daha yavaş yazar, tahtaya bakarak yazıları deftere geçirirken ya da öğretmenin söylediklerini yazarken sınıfa ayak uyduramaz.

Özel bir Okuma Sorunu : DİSLEKSİ

Bireyin yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda, okuma başarısı beklenenin önemli ölçüde altındadır. Bazıları yaşıtlarına göre çok yavaş okur, bazıları da okuduklarını anlamazlar Sıklıkla (b-d, b-p, m-n, b-m) harflerini okurken karıştırırlar. Harf sözcük ve satır atlayabilirler. Bazen heceler bazen de sözcüğün tamamını ters okuyabilirler.

Dikkat, algı, muhakeme ve hafıza güçlükleri yaşarlar sağ-sol, yön ve zıt kavramları genellikle karıştırırlar.

Disleksi bir hastalık değildir. Dolayısıyla bu güçlüğü ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Ancak bu duruma anksiyete, depresyon gibi bazı pskiyatrik bozukluklar eşlik ediyorsa mutlaka çocuk pskiyatristinin görmesinde yarar vardır.

Disleksinin çözümü için en geçerli yöntem özel eğitimdir. Çocuk gerekli psiko-pedagojik değerlendirmelerden geçer zihinsel performansını ölçen testlerde IQ puanının düşük olmamasına dikkat edilmelidir. Ailenin ve öğretmenin gözlem ve görüşleri de alınarak görsel – işitsel dikkat sorunları, okuma – yazma analizleri, geçmişle ilgili travmatik deneyimleri, motivasyonu, güçlü olduğu alanları ile geliştirmesi gereken yönleri incelenir. Her şeyden önemlisi bu bilgilerle çocuğa farkındalık yaratılarak başarısızlığının sebebinin sadece kendine ait olmadığı, birlikte üstesinden gelinebileceği gerçeğinin altı çizilir. Böylece okul ders ödev vb. artık kabus olmaktan çıkacaktır.

Sevgili anne babalar ve öğretmenler; eğer daha çok egzersizle, özel ders ve kurslarla çocuğunuzun akademik sorunlarını çözemiyorsanız ve çocuğunuzun zihinsel hiçbir engeli yoksa merkezimizi arayarak destek arayışına girin

Çünkü; doğru eğitim ile çocuklar çok farklı stratejiler kazanarak bu sorunları ile nasıl başa çıkacaklarını öğreniyorlar ve özgüvenlerini kazanmış olarak eğitim hayatlarına devam ediyorlar. Onlara bu fırsatı mutlaka veriniz.

Detaylı iletişim bilgisi için Tıklayınız…

EMDR Terapisi

Haz 4, 2018   //   by SONNUR KÜKÜRT   //   Makaleler  //  No Comments

Ebeveynler ile yaşanan olumsuz olayların olması ya da olumlu yaşantıların yeterince olmaması şeklinde kendini gösteren psikolojik travmaların büyük çoğunluğu anne-baba tutumları ile ilgilidir. Anne babanın çocukları ile ilgili olan yaklaşım biçimleri, davranış tarzları, ilişki kurma şekilleri, tepkileri sağlıklı değilse ya da çocuk tarafından travmatik bir şekilde algılandıysa ileride psikolojik sıkıntı ve ilişki sorunları olarak kendini gösterir. Bazen anne babanın kendi çocukluk dönemiyle ile ilgili travmatik yaşantıları olabilir. Psikolojik sıkıntılarından dolayı da çocuklarına da istemedikleri tepkiler verebilirler. Hatta ebeveynlerden biri ya da ikisinin kaygılı, depresif, sinirli, obsesif ya da fobik olması çocuklarıyla kurdukları iletişimde travmatik unsurların olmasını kaçınılmaz hale getirir. Psikolojik travma yaratma potansiyeli çok yüksek olan ebeveyn tutumları;

eleştiren, yargılayan ve cezalandıran ebeveyn, çok uyaran, kaygılı, aşırı korumacı tutumlar ya da tam tersi çocuğu değersiz kılan yaklaşım sergileme, ihmal etme şeklinde gözlenmektedir. Aile tutumlarının travmatik zemin hazırlaması dışında çocuğun yaşadığı kişisel ya da sosyal olaylar, doğal afetler,tacizler, başkasının başına gelen olaylar, okulda arkadaşları tarafından dışlanma, öğretmenin baskıcı tutumları, seyrettiği gerilimli bir film, oynadığı oyun, gördüğü kabuslar vb. olumsuz yaşam deneyimleri olarak hafızasına kazınır. Bir dönem sonra korkular, kaygılar, tikler, konsantrasyon sorunları başlayabilir.

Bu kötü anılardan kurtulmadan bu sorunlardan kurtulmak, çok zaman alabilir. En etkili yöntem ise travmaya yönelik çalışmak ve EMDR Terapisi uygulamaktır. Merkezimizde çocuklara yönelik EMDR Terapisi uygulanmaktadır. Lütfen randevu alınız.

Dikkat Eksikliği – DEHB

Haz 4, 2018   //   by SONNUR KÜKÜRT   //   Makaleler  //  No Comments

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

Sıklıkla ebeveynler, öğretmenler ya da DEHB’li birisine yardımcı olmak isteyenler,  ‘Kendini zorla! Bunu yapabilirsin’ ‘İstersen yaparsın ama hiç çaba göstermiyorsun’ gibi cümlelerle bu durumu yaşayan kişiyi iradesizlikle suçlayıp düzenli olarak tavsiyeler, öğütler verirler. DEHB’li kişinin yeterli olduğunu ancak tembellik, isteksizlik ya da inatlaşmak adına kendisini zorlamadığını düşünüp   cezalandırma ya da mahcup etme yoluna  da girebilirler.Aileleri yanıltan kısmı çocukların ilgi ve yetenekleri dahilinde her alanda konsantre olabilmeleridir. Görev ve sorumluluk gerektiren tüm işlerde güçlük yaşamaları tanı almalarının kriterlerinden biridir.

Oysa ki DEHB de sorun; istememe durumundan ziyade yapamama durumudur.

İnsanlar çoğunlukla Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunu yerinde duramamak ve söylenenleri dinlememek gibi basit ve herkesde olabilecek bir durum olarak görürler ancak burda odaklanmayı sağlayabilme işlevinde kronik bir bozukluk ve ilişkileri zorlayıcı bir durum söz konusudur. Bu durumun daha iyi kavranabilmesi için   Dr.Thomas E. Braun’ un odaklanma tanımını yapmak yerinde olur. Braun’ a göre; ‘insanların büyük bir kısmı ‘odaklanmayı’ genellikle bir kamerayı sabit tutarak merceğin hareketsiz bir nesnenin net bir resmini çekmek üzere  ayarlanması olarak düşünürler. Ancak ‘odak’ gerçek anlamıyla önemli olan neyin dikkat edileceğini, yapılacağını, hatırlanacağını seçmek ve yerine getirmek için an be an uygulanan karmaşık, dinamik süreçtir’ diyerek insan beynindeki dikkat süreçlerini daha iyi anlamamızı sağlamıştır. Braun dikkat eksikliğini şu benzetme ile anlatır: Bütün müzisyenlerin çok iyi çaldığı bir orkestra hayal edin. Orkestrayı düzenleyecek ve bütün müzisyenlerin uyum içinde çalmasını sağlayacak, nefesli çalgıların başlaması ya da yaylıların durması için işaret verecek ve müziğin tüm yorumunu müzisyenlere iletecek bir orkestra şefi olmalıdır. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu durumunda, bireysel müzisyenlerde görülen bozukluklarla değil, orkestra şefinde görülen bozukluklarla ifade edilebilir. DEHB’ye  sahip kişilerin sorunu, bu işlemleri doğru zamanda ve doğru yerde başlatmakta ve yönetmekte yetersiz olmalarıdır.   

 Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda sıklıkla 6 grup sorunla karşılaşırız

-Organizasyon, öncelikleri belirleme ve başlama

Her ne kadar DEHB ‘ li kişilerin hemen lafa atladığı ve eyleme geçtiği dürtüsel ve hiperaktif davrandıkları sanılsa da aslında çoğu, bir işe başlamada zorluk çeker. Önceliklerini belirleyemedikleri için başladıkları bir işi bitirmeden, kendilerini başka bir işi yaparken bulabilirler. Örneğin, ödev yaparken dosyalarının çok dağınık olduğunu farkedip onları düzenlemeye başlayabilir ve yetiştirmesi gereken ödevi yapamayabilirler.

 -Odaklanma, sürdürme ve dikkat kaydırma

Dikkat durumu her şeyden izole olup yalnızca konuşulan konuya ya da yapılan işe odaklanma durumu değildir. Aynı zamanda planlama, öncelikleri belirleme, harekete geçme, otomatik işlemlerin anımsanmas, belleğin kullanılması ve yaşanabilecek  duyu değişenlerini kontrol edebilmeyi barındırır. DEHB’li kişilerin üzerinde çalıştıkları konuya odaklanmayı başaramamalarının nedeni dikkatlerinin aşırı şekilde dağılabilir olması ve dikkati dağıtan şeyleri süzme konusunda sorun yaşamalarıdır.

 -Tetikte olmanın düzenlenmesi, çabayı sürdürme ve işlem hızını belirleme

            Canlılığı sürdürme ve tetikte olma durumunun düzenlenmesi dışında işleriyle ilgili görevleri konusunda çaba sarfetmede sıkıntı yaşarlar. Karşılığı hemen alınamayacak ve sürekli çaba gerektiren işlerde çabuk pes ederler. DEHB’ li erkek çocukları ile yapılan araştırmalar sonucunda bilişsel işlerde tepki verme hızları çok yavaşken, daha fazla  dikkat gerektiren işleri yaparken hızlarını işi dikkatli şekilde yapmalarını sağlayacak düzeye indirmekte zorluk yaşadıkları ve işlem hızlarını değişen görev gereksinimlerine uygun şekilde ayarlayamadıkları görülmüştür.

-Asabiyet yönetimi ve duyguları ayarlama

            Düş kırıklıkları ve diğer duyguların yönetimi konusunda sorunlara sahip olmaya daha yatkındırlar. Kimisinde bu zorluk, bir duygu kategorisinde diğerlerine göre daha fazla olabilir – örneğin, sürekli olarak agresif, aşırı hassas ve mutsuz olabilirler.

-Kısa süreli belleğin kullanılması ve hatırlama işlemi

            Unutma ve bellek sorunu DEHB’ li kişilerde kronik bir sorun olarak bilinse de genellikle sorun sadece bilginin saklanmasında değildir. Yeni öğrenilen bir bilgi  ile uzun süreli belleğin bilgileri arasında bağlantı kurmakta zorluklar yaşanır. Bu sorun ile ilgili olarak ortaya çıkan aksaklıklar farklı olabilir. Örneğin; kişinin aklındakini uzun süre bekletememesi nedeniyle sürekli konuşan kişinin sözünü kesmesi ya da bir gece öncesinde çalıştığı konuları sınavda hatırlayamayan öğrencinin durumu bellek sorunun farklı yönlerini gösterir. Bu kişiler uzun kompozisyon yazılarında birden çok bakış açısını akıllarında tutmak zorunda oldukları için büyük bir yük oluşturur ve akademik alanda zorluklara neden olur. Bu sorun sadece akademik alanda da kalmaz karşılıklı konuşma yada tartışmalarda, günlük yaşamın gerektirdiği sosyal iletişim durumlarında da zorluklara neden olmaktadır.

Günümüzde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısını doğrulayan bilimsel kanıtların varlığına, tedavisinin güvenli ve etkin olmasına rağmen insanların büyük bir bölümünün şüpheci  yaklaşımı halen devam etmektedir. Ne yazık ki, çoğunluk bu sorunu aşırı popülarize edilmiş, önemsiz bir sorun olarak görmekte ve  karmaşık bir yapıya sahip olması nedeni ile çocuk ve aileler üzerindeki daha büyük ve kalıcı hasarların  nedeni olabiliceği gözardı edilmiş olmaktadır. Ayrıca tedavi edilmeyen dikkat işlevi bozuklukları her yaştan pek çok insanın gereksiz  sorunlarla yaşamasına yol açmaktadır.

-MOXO DEHB Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Testi

       Moxo dikkat ölçme testi 7-12 yaş arası çocuklar ve 13-60 yaş arası yetişkinler için geliştirilmiş ADHD-DEHB(Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) tanısına yardımcı olan, bilgisayar ekranı üzerinden yapılan “online” dikkat ölçme testidir.

         Moxo; dikkat eksikliği tanısının konulmasındaki dört ana semptom olan Hiperaktivite, Dikkat, Zamanlama ve Dürtüselliğin(Aşırı Tepkisel Olma, Ani Patlama) ölçümüne yardımcı olan objektif bir testtir.

-MOXO DİKKAT ÖLÇME TESTİ Kimlere Uygulanırsa Faydalı Olabilir ?

             Çocuklarda; İstemesine ve çaba göstermesine rağmen derslerde başarılı olamayan küçüklükten beri hep hareketli olan, sık yaralanmaya ve kaybolmaya maruz kalanlar sınavlarda ve günlük hayatta zamanlama problemi yaşayanlar(Evden hep en geç çıkan, sınavlarda soruları tamamlamayı yetiştiremeyen…vb) ödevlerini hep son ana bırakan, programlı çalışamayan, işleri sıraya koyamayan, olaylara ve kişilere ani ve gereğinden fazla tepki verenler Öğretmen veya anne/baba tarafından sakin-hipoaktif-olmasına rağmen dikkatini toplayamayanlar veya devam ettiremeyenler de faydalı olur.

            Yetişkinlerde; Normalden daha sık ev, iş, sevgili-eş değiştiren kişiler çabuk unutma, toplantılarda, derslerde dikkatini toplayamayanlar, sık trafik kazası yapanlar, iş hayatında kendisinden beklenen performansı gösteremeyenler, yoğun dikkat gerektiren işlerde çalışanlarda faydalı olur.

MOXO DEHB Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Testi Pedamed Çocuk Genç ve Aile Akademisinde Uygulanmaktadır.

Detaylı İletişim Bilgisi için Tıklayınız…

Konuşmada Gecikme & Kekemelik ve Diğer Konuşma Sorunları

Haz 4, 2018   //   by SONNUR KÜKÜRT   //   Makaleler  //  No Comments

Gelişim Testlerinde dil gelişimi alanında yaşıtlarına oranla bir gecikme varsa nedenleri araştırılıp kelime haznesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Cümle kurma, konuşma akıcılığı ve anlatım güçlükleri konusunda danışanlarımıza yardımcı olmaktayız.

İnternet Bağımlılığı Nedir?

Haz 4, 2018   //   by SONNUR KÜKÜRT   //   Makaleler  //  No Comments

· İnternet kullanımına sınırlama getirememecocuklarda-internet-bagimliligi makalesine koyulacak

· Sosyal ve akademik zararlarına rağmen kullanmaya devam etme

· İnternete ulaşım kısıtlandığında yoğun anksiyete duyma
Bağımlılık Belirtileri
Birçok çocuk bilgisayarda oyun oynar. Bağımlı çocukların durumu ise farklıdır. Eğer çocuğunuz;

• Bilgisayar karşısında vaktinin çoğunu geçiriyorsa, oturduğunda uzun süreli kalıyorsa,

• Gerçek hayattaki oyunları oynamıyor ve sevdiği başka etkinlikleri yapmıyorsa,

• Bilgisayar ile vakit geçirmediği zaman sıkılıyor ve huzursuz oluyorsa,

• Ödev yapması ve ders çalışması gereken zamanı bilgisayarla geçiriyorsa,

• Bilgisayarı sosyal faaliyetlerine ve arkadaşlarına tercih ediyorsa,

Öğretmenleri de çocuğunuzla ilgili farklılıklar gözlemlemişlerse bağımlılıktan şüphelenebilirsiniz. Bu durumda uzman birinden destek alınması gerekmektedir.

Ayrıca İnternet bağımlılığı ile Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Kaygı, Depresyon, Sosyal fobi, Karşı gelme bozukluğu gibi sorunlar arasında yakın korelasyon saptanmıştır.
İnternet bağımlılığı hızla yayılan tehlikeli bir durumdur. Psikopatoloji ile ilişkisi ve tedavisi önemlidir. Tedavi yaklaşımlarında aile ile işbirliği esastır. Farklı disiplinlerden oluşacak ekiplerle çok yönlü bir yaklaşım sergilemek gereklidir. Koruyucu ruh sağlığı açısından doğru İnternet kullanımı üzerine odaklanılmalıdır.

Detaylı iletişim bilgisi için Tıklayınız…

Dürtü Kontrol Bozukluğu

Haz 4, 2018   //   by SONNUR KÜKÜRT   //   Makaleler  //  No Comments

          Varlığımızı sürdürebilmek adına hepimizin temel gereksinimleri vardır. Vücudumuz açlık, susuzluk, uyku,
cinsellik gibi temel ihtiyaçlarımızın giderilmesi gerektiği anda sinyal verir ve bu gereksinimlerin giderilmesi içindürtü bozukluğu makalesi içine koyulacak (1) arayışa girer. Dürtü bizi bu arayışa iten ve doğuştan var olan güçtür.Otokontrol mekanizmalarının yeterince gelişmemiş olduğundan bebeklik döneminde dürtüsel davranışlar sıkça görülür; örneğin acıktığında, uykusu geldiğinde, susadığında bu ihtiyaçları karşılanana kadar ağlar. Küçük yaşta çocuğun dürtülerini kontrol edebilmesi zor iken zamanla davranışları doğrultusunda aldığı tepkiler ile neden sonuç ilişkisini anlamaya başlar. Zarar verici ya da çevre tarafından yanlış olarak kabul edilen bir davranışı olumsuz bir tepki aldığında o davranışı yapmaması gerektiğini öğrenir. Empati kurma yeteneğinin de gelişmesi ile dürtülerini kontrol edebilme yetisi daha da sağlamlaşır. Ancak dürtü kontrol problemi yaşayan çocuklarda olumsuz tepki ya da ceza almasına rağmendürtüsel davranışları neden devam eder? Genellikle bir davranışı sergiledikten sonra düşünürler, içlerinden gelen sese odaklandıklarından çevrede olanları düşünmeden davranırlar. Aile tarafından toplum kuralları ve uygun davranışlar öğretilmiş olsa da kendi içlerinden geldiği gibi hareket etmelerini engelleyemezler. Otorite ve kurallar onlar için sıkıcı ve sınırlayıcıdır. Dürtüsel çocuklarda en önemli problem uyumdur. Kurallara uymaz ya da kendilerine göre yorumlarlar, sıra bekleyemezler, başkalarının konuşmalarını dinleyemezler bu yüzden genellikle istenmeyen duruma düşerler. Dürtüsel davranışları sakarlıklara ve dikkat eksikliklerine de neden olabilir.Dürtü kontrolünün iki temel nedeni olabilir. Biyolojik nedenlerle beynin oto-kontrol mekanizmasının gelişmemiş olması durumu ya da ailenin çocukluk döneminde disiplinden uzak bir tutum sergilemesi sonucunda çocuğun doğru kabul gören davranışı öğrenememesi olabilir. İletişim konusunda yaşadıkları olumsuzluklar benlik oluşumunda ve özsaygılarında yaralanmalara neden olur. Kendisini koruma adına yanlış ifadelerle öfkeli ve kaygılı tutumlar serilemeye başlarlar. Dürtü kontrolbozukluğu olan çocukların aileleri bu konuda bilgilendirilmeli, bozukluğun derecesine bağlı olarak medikal tedavi süreci uygulanmalıdır. Ayrıca bu çocuklarayönelik öfke ve kaygı kontrolü sağlanıp stresle baş edebilmesi adına terapi, iç görü kazandırmaya yönelik uygulamalar yapılmalıdır. Müdahaleedilmediğitakdirdeakademik alanda, aile ve sosyal çevreye uyum güçlüğü, alkol ve madde bağımlılığı, aşırı para harcama, yeme bozukluğu gibi çok daha ciddisorunlara neden olabileceği unutulmamalıdır. Merkezimizde dürtü kontrol bozukluğuna yönelik terapi ve eğitimler verilmektedir.

Detaylı iletişim bilgisi için Tıklayınız…

Ergenlik Sorunları

Haz 4, 2018   //   by SONNUR KÜKÜRT   //   Makaleler  //  No Comments

Ergenlik döneminde en sık rastlanılan sorunlar; konsantrasyon güçlüğü, ödev ve ders çalışmada isteksizlik, sosyal fobi, karşı gelme bozukluğu, nedensiz sıkıntı, huzursuzluk ve ya korku, dürtüsel davranışlar, ani öfke patlamaları, saldırganlık, alkol, sigara, madde kullanımına eğilim, internet ve oyun bağımlılığı, evden ya da okuldan kaçma isteği, intihara teşebbüs etme gibi davranışlardır. Lütfen çocuğunuzun gençlik döneminde de yanında olduğunuzu ona hissettirin ve gelişimsel güçlüklerde ona destek olun. İstenmeyen üzücü olaylarda sağlıklı tepkiler verebilmek adına siz de bir uzmandan rehberlik isteyin. Enerjisini olumlu yöne kanalize etmek, dikkat ve duygusal sorunlarıyla baş edebilmesine yardımcı olmak ve geleceğe karşı kaygılarından kurtulup kariyer danışmanlığı için hizmet almak istiyorsanız lütfen arayınız.

Oyun Terapisi

Haz 4, 2018   //   by HAKAN GEZEN   //   Makaleler  //  No Comments

Çocukların yetişkinler gibi kendilerini ifade etmeleri kolay değildir. Oyun terapisi ile çocuklar kelimeleri kullanmak yerine oyun ve oyuncaklar aracılığıyla, kendini ifade edebilmeyi, günlük yaşamında baş edemediği problemleri çözebilmeyi ve olumsuz davranışlarını değiştirebilmeyi öğrenir. Oyun terapisinin amacı çocuğun kendini duygusal olarak iyi hissetmesini sağlamaktır. Çocuğun normal gelişimini etkileyen duygusal, davranışsal ve psikolojik problemleri ortadan kaldırmak ve problemin büyümesini önlemektir.3–11 yaş arası çocuklara uygundur. Oyun terapistinin sorumluluğu; çocuğun duygularını ifade edebileceği uygun ortamı sağladıktan sonra, ona rehberlik yapmak ve yorumlamaktır.

Merkezimizde Oyun Terapisi, bu konuda sertifika almış uzmanlar tarafından oyun odasında başarıyla uygulanmaktadır.

Davranım Bozukluğu –Dürtü Kontrol Bozukluğu, Karşı Gelme Bozukluğu

Haz 4, 2018   //   by HAKAN GEZEN   //   Makaleler  //  No Comments

Çocuk ve ergenlerde sıklıkla rastladığımız bu tip sorunlar, bazen çocuğun donanımı ile ilgili bir sorundan, bazen de dürtü bozukluğu makalesi içine koyulacakanne babanın yanlış tutumları nedeniyle baş göstermektedir. Ebeveynler; çocuklarınıza sınır koymakta zorlanıyor ve nasıl davranmanız gerektiği konusunda danışmanlık almak istiyorsanız, gelin tüm olayları masaya yatıralım ve yardım çığlıkları atan çocuğunuza kulak verelim. Olaylar karşısında daha sağlıklı tepkiler verebilmesi adına çocuk psikiyatrisine danışalım. Ama lütfen ihmal etmeyiniz diyoruz. Bize ulaşabileceğiniz.

Detaylı iletişim bilgisi için Tıklayınız…

Çocuklarda Uyku Bozuklukları

Haz 4, 2018   //   by HAKAN GEZEN   //   Makaleler  //  No Comments

Uyku, yaşamımızın üçte birinin geçtiği, organizmada kendine özgü aktivitelerin oluşuğu bir süreçtir. Uyku çevremiz ile olan bağlantımızın kesilmesidir. Aslında anne- babaların çoğu çocuklarının nadiren uykudan ağlayarak uyandığını, ancak çocuğun kolaylıkla uyanıp, kendini güvende hissedip yeniden uyuyabildiği bir başka durumu da tarif ederler. Bu durum ise halk arasında kabus, tıpta ise nightmare olarak adlandırılan bir başka uyku bozukluğu tipidir. Çocuklarda uyku sorunları, genellikle 2 yaşlar civarlarında oluşur. En sık görüleni de uyumada zorluk yaşamadır. Erkeklerde daha fazladır. Her çocuğun uyku gereksinimi farklıdır. 9 aydan 3 yaşa kadar ortalama 11-12 saat gece uykusu, 2-3 saat de gündüz uykusu(öğleden sonra) yeterlidir. Uyku sorunları her çocukta bir değil çocuklar arasında çok büyük farklılıklar olabilir. Kimi çocuk en ufak seste uyanırken, kimisi de bu sesten hiç etkilenmez.

Gece korkusunda çocuklar ağlarken gece teröründe bu durum çığlık atarak derin uykularından uyanma ile görülür. Aşırı korkan çocuk, neden korktuğunu bile anlatamaz. Sabah olduğunda ve gece neler gördüğünü sorduğunuzda hiçbir şey hatırlamaz. Çocuğunuzda buna benzer bir sorun varsa, mutlaka çocuk nöroloji uzmanlarına ve çocuk psikiyatri uzmanlarına gitmeniz gerekir. Ortalama yedi yaşından sonra azaldığı bilinmektedir. Özellikle çocuk derin uykusundan zıplar gibi uyanıyor ve çığlık içinde ağlıyorsa ilk soluk alacağınız yer biyolojik incelemelerin yapılacağı kişi ve kurumlar olmalı unutmayın.
Karanlıkta her yer olduğundan farklı görünür. Gölgelerin değişik şekilleri vardır. Kitaplar bir hayvan gibi veya duvara yaslanmış bir bebek hareket ediyormuş gibi görünebilir. Tekrar rahat bir şekilde uyuyabilmesi için gece lambası, kendisini güvenli hissedebileceği bir oyuncak, sizin ona olan sevginizi ona hatırlatıcı sembolik bir eşya daha rahatlamasını sağlayacaktır.
Uyku ve uyanıklık hakkında kendi farkındalığınız ne kadar yüksekse, çocuğunuza da o oranda yardımcı olabilirsiniz. Bu problemle alakalı ilaç tedavisi henüz mevcut değildir. Benzer bir sorun yaşıyorsanız bir çocuk doktoruna başvurabilirsiniz. Merkezimizde bu yönde çalışmalarımız bulunmaktadır.

Detaylı iletişim bilgisi için Tıklayınız…

Sayfalar:«1234»